BESLENMENİN KANSERE KARŞI KORUYUCU ETKİSİ

17.10.2019

BESLENMENİN KANSERE KARŞI KORUYUCU ETKİSİ

Ekim ayının meme kanseri farkındalık ayı olması sebebiyle beslenmenin kansere karşı koruyucu etkilerinden bahsedelim istedim.

Kanser; hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması ve yayılması ile ortaya çıkan bir hastalıktır ve dünyada ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alır.

Erkeklerde en çok görülen kanser türü akciğer ve prostat kanseri; kadınlarda ise meme kanseridir. Bu nedenle kadınların ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapması, yılda bir kez doktorda meme muayenesi olması, 2 yılda bir de mamografi çektirmesi gerekmektedir.

Kanser nedenlerine bakıldığında %5-15 genetik, %85-95 çevresel faktörler olduğunu görüyoruz ve çevresel faktörleri değiştirebiliriz. Çevresel faktörler ise %35 dengesiz beslenme, %30 sigara, %10 enfeksiyon hastalıkları, %4 stres, %2 hijyen eksikliği, %1 katkı maddeleri şeklindedir. Bu durum gösteriyor ki sağlıklı beslenme kanser riskini ciddi oranda azaltabilir.

İdeal kiloda olmamak; yağ ve karbonhidrat metabolizmasını etkileyerek özellikle meme kanseri oluşumunda rol alıyor. Bu nedenle yapılması gereken ilk iş sağlıklı bir şekilde kilo vermektir.

Tüketilen yağ miktarı arttıkça özellikle hayvansal kaynaklıysa (doymuş yağ asitleri) meme, kolon, prostat kanseri riskini arttırmaktadır. Hayvansal yağ tüketimini azaltarak doymamış yağ asitlerinin olduğu bitkisel yağları normak seviyede tüketmelisiniz.

Protein içeriği yüksek beslenmek özellikle hayvansal kaynaklıysa sindirim sistemi kanserlerini arttırıyor. Sucuk, salam, sosis, pastırma yapılırken etin işlenmesi sırasında nitrit ve nitrat kullanıldığından kanser riski artar. Kırmızı et yerine balık, tavuk, kuru baklagilller tercih edilmelidir. Etler hafif sıcaklıkta uzun sürede pişirilmelidir. Et yemekleri yağ eklenmeden kendi yağında pişirilmeli, kavurma ve kızartma işlemleri yerine haşlama, ızgara, fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Mangal gibi direk ateşle temas eden pişirme yöntemlerinde ateş ile et arasında 20 cm bulunmalıdır.

Meyve, sebze, tahıl ve kuru baklagiller içeriğinde yoğun miktarda lif, vitamin, mineral ve antioksidan bileşikler bulunduğundan kansere karşı doğru beslenmede önemli rol oynar. Özellikle A vitamini, D vitamini, E vitamini, C vitamini, folik asit, selenyum ve kalsiyumun eksikliğinde kanser riskinin arttığı araştırmalarca kanıtlanmıştır. Ancak fazla tüketimi de koruyucu bir etki göstermemektedir. Yani doğru beslenmeyle ve takviye almadan yeterli vitamin ve minerali vücudunuza alarak kanser riskini azaltabilirsiniz.

Öneriler:

İdeal kilo ve yağ aralığında olmalısınız.

Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmelisiniz. Meyve ve sebzelerin çeşitliliği alacağınız vitamin, mineral ve antioksidanların da çeşitliliğini sağlar.

Rafine şeker miktarı günlük  enerjinizin %10 u kadar olmalıdır.

Yağ içeriği düsük ve daha çok bitkisel kaynaklı doymamış yağ asitleri içeriği yüksek beslenmelisiniz.

Kırmızı et tüketimini haftada 1 ile sınırlandırmalısınız. Hayvansal protein kaynağı için balık ve tavuğu tercih etmelisiniz.

İşlenmiş et ürünlerinden sucuk, sosis, salam, pastırmayı tüketmemelisiniz.

Kavurma, kızartma, tütsüleme, yüksek ısıda pişirme, kömürde ızgara işlenmlerini terci,h etmemelisiniz.

Alkol tüketimini kadınlar için günde 1 kadeh, erkekler için günde 2 kadeh olarak sınırlandırmalısınız.

Koruyucu, tatlandırıcı ve renklendirici gibi katkı maddeleri içeren paketli ürün tüketimini sınırlandırmalısınız.

Pestisit (ilaç kalıntısı) olmaksızın ve genetiği değiştirilmemiş organik ve doğal ürünler kullanmalısınız.

Tuz tüketimini günlük 6 gr (1 çay kaşığı) ile sınırlandırmalısınız.

Her gün 1 saat yürüyüş ya da günlük 10.000 adım atmak gibi günlük fiziksel aktivitenizin yüksek olması gerekir.

Gün içinde 2-3 litre su içmelisiniz.

Diyetisyen Dilehan KAYA

Doktor ara: